Akciğer Kanseri Teşhis ve Tedavisi

Akciğer kanseri hakkında

Akciğer Kanseri

Akciğerler göğüs boşluğumuz içerisinde yer alan ve vücudumuza solunum yolu ile aldığımız oksijenin kana karışmasını ve vücudumuzdaki karbondioksitin nefes borusu yoluyla dışarı atılmasını sağlayan organlardır.

Sağ ve solda birer adet olmak üzere göğüs boşluğumuz içerisinde 2 adet akciğer yer alır.

Bazı dış etkenlere bağlı olarak akciğer hücrelerinde kontrolsüz bir çoğalma ortaya çıkabilir. Bu çoğalan hücreler normal akciğer hücresi özelliğinden tamamen farklı ve zararlı yapılardır. Normalin dışında gelişen bu hücreler bir araya gelerek akciğer kanserini oluştururlar. Gelişen bir kanser akciğer veya nefes yollarında zamanla daha da büyür ve kan veya lenf damarları yoluyla da vücudun farklı bölümlerine yayılma, sıçrama yani metastaz yapmaya başlar. Tedavi edilmediği sürece hastaların yaşamlarını sağlıklı şekilde sürdürmelerine izin vermez. 

Akciğer kanseri dünyada en sık görülen kanserlerden biridir. Ülkemizde her yıl 40.000’in üzerinde insanımız bu hastalığa yakalanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise her yıl ortaya çıkan sayı 190.000’dir. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı verilerine göre 2020 yılında tüm dünyada 2.2 milyon kişi akciğer kanserine yakalanmıştır.


Akciğer Kanseri Sebepleri Nelerdir?

Günümüzde akciğer kanserine sebep olan en önemli etkenin sigara ve diğer tütün ürünleri olduğu net bir şekilde ortaya konulmuştur. Bunun dışında bazı kimyasal maddeler (uranyum, arsenik, kadmiyum, krom, nikel ve asbest gibi), toprakta bulunan radon gazı ve radyasyon da akciğer kanserine yol açabilmektedir.

Ayrıca sigara ve tütün ürünleri kullanmamış olsa dahi uzun süre sigara dumanına maruz kalmış kişilerde akciğer kanseri olasılığının arttığı da bilimsel çalışmalar ile ortaya konulmuştur. İlave olarak, hava kirliliği ve çalışılan işyerindeki bazı kimyasal maddelere maruz kalmak gibi durumlar da akciğer kanserine sebep olan diğer faktörlerdir.

Akciğer Kanseri Türleri

Akciğer kanserleri küçük hücreli akciğer kanserleri ve küçük hücreli olmayan akciğer kanserleri olarak iki ana gruba ayrılırlar. Bunlardan küçük hücreli olanlar daha nadir olup tüm akciğer kanserlerinin %10-15’ini oluşturur.

Küçük hücreli olmayan akciğer kanserleri içerisinde de farklı hücre cinsleri mevcuttur. Bunlardan en sık görülenler adenokarsinomlar, epidermoid (skuamöz hücreli) karsinomlar ve büyük hücreli karsinomlardır. Ayrıca daha nadir görülen diğer türler de vardır.

Akciğer kanserlerinde bu tür ayrımları yapılmasının bazı tıbbi gerekçeleri vardır. Şöyle ki, küçük hücreli akciğer kanserlerinin çoğalma ve başka organlara yayılma hızları küçük hücreli olmayan akciğer kanserlerine göre belirgin şekilde yüksektir. Bu nedenle küçük hücreli akciğer kanserlerinde izlenecek tedavi yolları küçük hücreli olmayanlara göre farklılıklar gösterir. Bu konu aşağıda tedavi bölümünde açıklanmaktadır. Benzer şekilde, küçük hücreli olmayan akciğer kanserleri de kendi içerisinde farklı hücre cinslerine göre ayrılır. En sık görülen iki tür olan adenokarsinomlar ile epidermoid karsinomların hem tetkik hem de ilaç tedavi yöntemleri farklılıklar gösterir.

Akciğer Kanseri Belirtileri

Erken dönemde, yani kanserin yeni ortaya çıkmaya başladığı ve çok küçük olduğu durumlarda, hastalarda herhangi bir yakınma olmayabilir. Yine de erken evredeki akciğer kanserli hastaların bazılarında kanserle doğrudan ilgisi olmayan yaygın eklem (dizler, el bileğin, omuz ve dirsek gibi) ve kas ağrıları, halsizlik, iştah azalması ve bazen de inatçı öksürükler ortaya çıkabilmektedir.

Belirti ve yakınmalar akciğer kanserlerinin ilerlemesi ile artmaya başlar. Yukarıdaki yakınmalara ilave olarak öksürüklerde belirginleşme, öksürükle karışık kan gelmesi, ses kısıklığı, zayıflama, şiddetli sırt, göğüs veya baş ağrısı ve nefes darlığı gibi yakınmalar ortaya çıkmaya başlar.

Akciğer Kanseri Nasıl Teşhis Edilir?

Akciğer kanseri teşhisi

Erken evredeki bir akciğer kanserini teşhis etmenin en güvenilir yolu Dünya Sağlık Teşkilatının da önerdiği şekilde 'akciğer kanseri gelişmesi açısından yüksek riskli olan kişilerin' düzenli olarak her yıl bir kez düşük doz, tarama amaçlı bilgisayarlı tomografi çektirmesidir. 

Akciğer kanseri için risk grubu kişiler 50 – 80 yaş arasında olup halen 20 paket-yıl sigara tüketmekte olan ve sigarayı 15 yıldan daha kısa bir süre önce bırakmış olan, birinci derece akrabaları (anne, baba ve kardeş) içinde akciğer kanseri olan, KOAH veya pulmoner fibrozis hastalığı olan kişiler olarak tanımlanır.

Bu kişiler 81 yaşını geçtikten sonra da ya da sigarayı bırakmaları üzerinden 15 yıldan daha fazla süre geçmesi halinde akciğer kanseri taraması programından çıkartılırlar. Akciğer kanseri teşhisinde doktorun yaptığı fizik muayene son derece önemlidir. Fizik muayene sırasında hastanın dış görünümündeki bozulmalar, ses kısıklığı varlığı, solunum seslerindeki değişiklikler, vücudun farklı yerlerindeki şişlikler gibi durumlar tespit edilebilir. 

En önemli radyolojik inceleme yöntemi bilgisayarlı tomografidir. Bilgisayarlı akciğer tomografisi milimetrik lezyonlar da dahil olmak üzere akciğerdeki her türlü hastalık durumunu net olarak ortaya koyar. Eğer kanser şüpheli bir durum varsa bunun büyüklüğü, etrafındaki kalp, nefes borusu, yemek borusu, kaburgalar gibi yapılarla ilişkisi ayrıntılı olarak görülebilir.

Düz akciğer grafisi erken evredeki bir akciğer kanserini teşhis etmekte yeterli değildir. Bu nedenle, alışılagelmiş yöntemlerle yapılan check-up programlarında çekilen düz akciğer grafisine güvenilerek akciğer kanseri olmadığını kesin olarak söyleyebilmek olanaksızdır. 

Akciğer kanseri şüphesi olan durumlarda çekilen bilgisayarlı tomografinin tecrübeli bir radyoloji, göğüs hastalıkları veya göğüs cerrahisi uzmanı tarafından ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekir. Eğer bu görüntüleme yöntemi ile akciğer kanseri şüphesi olan bir durum tespit edilmiş ise doktorlar bir sonraki adım için planlama yaparlar. Eğer şüpheli bir durum yok ve hasta akciğer kanseri için yukarıda belirtilen risk grubu içerisinde ise bir yıl sonra yeni bir bilgisayarlı tomografi çekilmesini önerirler.

Akciğer bilgisayarlı tomografisinde akciğer kanseri açısından şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise yapılacaklar şu şekildedir:

1. PET-BT çekilmesi. Bu nükleer tıp tetkiki ile akciğerdeki şüpheli alanın veya lezyonun ne kadar aktif olduğu (çoğalma hızı) ve vücudun diğer bölümlerinde başkaca kanser olasılığı olan bir oluşumun olup olmadığı ortaya konulur.


2. Doğrudan operasyon ile şüpheli kitlenin çıkartılması: Akciğer kanseri için yüksek riskli bir lezyon görülmüş, PET-BT de akciğer kanseri olasılığını tespit etmiş ise doktorunuz doğrudan akciğerdeki bu lezyonun kapalı bir operasyonla çıkartılmasını önerebilir

3. İğne biyopsisi: Lezyonun kanser açısından şüpheli olduğu ancak gerek tümörün yayılma durumu gerekse hastanın genel sağlık durumu sebebiyle ameliyatın uygun olmadığı durumlarda şüpheli lezyondan iğne biyopsisi yapılması tercih edilir. İğne biyopsisi girişimsel radyoloji uzmanı tarafından bilgisayarlı tomografi cihazı eşliğinde yapılır. İğne ile alınan örnek patoloji uzmanı tarafından incelenerek alınan dokuda kanser hücresi olup olmadığı rapor edilir.

4. Bronkoskopi adı verilen endoskopi işleminde nefes yolları içerisi ağız veya burun yoluyla ışıklı bir kamera ile incelenir. Bir göğüs hastalıkları veya göğüs cerrahisi uzmanı tarafından genel anestezi altında uygulanan bu işlem sadece nefes borusu içerisinde veya yanında yer alan lezyonların teşhis edilmesi için uygundur.

Akciğerde yer alan her lezyon bronkoskopi ile teşhis edilemez. Yani, bronkoskopide sonucun ‘temiz’ bulunması bir akciğer kanseri varlığını tam olarak dışlamış olmaz.

5. MR: Bilgisayarlı tomografinin veya PET-BT’nin net olarak ayırt edemediği bazı durumlar için göğüs veya üst karın bölgesi MR’ı çekilmesi gerekli olabilir.

6. Mediastinoskopi diğer teşhis yöntemleri ile tanı konulması mümkün olmamış ise lenf bezlerinden biyopsi yapılması için veya kanserin evresini kesinleştirmek için uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Boyun bölgesinden yapılan 3 veya 4cm bir kesiden ışıklı bir cihaz ilerletilip lenf bezlerinden biyopsi alınarak patoloji incelemesi yapılır.

7. Cerrahi biyopsi: Hastanın akciğerinde yer alan lezyonun kesin teşhisi için yukarıda bahsedilen yöntemler yeterli olmamış ise tercihen VATS adı verilen kapalı cerrahi yöntem uygulanarak akciğerdeki lezyondan biyopsi alınır. 

Akciğer Kanseri Evreleri

'Evre' akciğer kanserinin teşhis edildiği anda bulunduğu aşamayı ifade eder. Akciğer kanserinin hangi evrede olduğunu tam olarak tespit etmek doğru tedaviye karar verebilmek açısından son derece önemlidir.

Akciğer kanseri dört evreden oluşur ve bu evre şu dört özelliğe bakılarak tespit edilir:

1. Kanserin büyüklüğü. Örneğin, 4cm’den küçük tümörler birinci evre, 4-7cm arası ikinci evre ve 7cm’den büyük olanlar ise üçüncü evre akciğer kanseri olarak sınıflanırlar. 

2. Lenf bezlerinde yayılma olup olmaması: Burada farklı lenf bezi gruplarında akciğer kanseri yayılmasının olup olmadığına bakılır. Buna göre birinci evre akciğer kanserlerinde hiçbir lenf bezinde yayılma bulunmaz iken lenf bezinde kanser yayılması tespit edilirse lenf bezinin yerine göre ikinci veya üçüncü evre olarak sınıflandırılırlar. 

3. Kanserin akciğerin yanında yer alan doku ve organlara doğru yayılma durumu: Bu durum kanserin kan yolu ile yayılmasından farklı olarak, büyüyen tümörün etrafındaki kaburga, diyafram, damarlar, kalp, yemek borusu gibi yapılara doğru uzanması ile olur. Eğer bu durumlardan herhangi biri var ise kanser üçüncü evre olarak sınıflanır.

4. Kanserin kan yolu ile başka organlara yayılma (metastaz) durumu: Akciğer kanseri kemik, beyin, böbrek üstü bezi, karaciğer veya benzeri

organlara yayılması halinde yukarıdaki özellikler dikkate alınmaksızın dördüncü evre olarak tanımlanır. 

Akciğer Kanseri Tedavisi

Akciğer kanseri tedavisine nasıl karar verilir?

Akciğer kanseri tedavisine uluslararası tedavi rehberi önerileri dikkate alınarak içerisinde göğüs cerrahisi, göğüs hastalıkları, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji, radyoloji ve nükleer tıp uzmanlarının yer aldığı bir kurul ile karar verilir.

Bu kurul tarafından tedaviye karar verirken akciğer kanserinin cinsi, evresi ve hastanın genel sağlık durumu dikkate alınır. Bazı hastalarda sadece ameliyat uygulanıp diğer tedavi yöntemlerine gerek olmadığına karar verilir. Diğer hastalarda ise ameliyat, kemoterapi ,akıllı ilaçlar olarak bilinen hedefe yönelik tedavi ilaçları, immunoterapi veya ışın yani radyoterapi yöntemlerinin bir arada uygulanmasına karar verilebilir. Kurul hasta için en doğru yöntemi tespit eder ve tedaviye başlanır.

Akciğer Kanseri Ameliyatı

Akciğer kanserinde ameliyat birinci ve ikinci evrede ve bazı üçüncü evre durumlarında uygulanır. Akciğer kanseri tedavi yöntemleri içerisinde ameliyat kanserli akciğer dokusunun tamamen çıkartılmasını sağladığı için en etkili yöntem olarak kabul edilir.

Ameliyat açık veya kapalı olmak üzere iki farklı şekilde gerçekleştirilebilir. 

Açık yöntemde göğüs yan bölümünde yapılan büyük bir kesi ile kaburgalar arası bölge açılarak gerçekleştirilir. Akciğer kanserinde açık ameliyat sadece kapalı ameliyatın mümkün olmadığı durumlarda uygulanır. Günümüzde daha çok tercih edilen minimal invaziv kapalı yöntemde ise operasyon cerrahi kameralar ile alınan görüntülerin ekrana yansıtılması yolu ile gerçekleştirilir.

Tek Port VATS denilen kapalı yöntem hastaya çok daha az zarar verdiği için sık olarak tercih edilir. Bu yöntemde sadece 5-7cm arası bir kesi yapılarak operasyon tamamlanır. Hastalar ortalama olarak 4 gece hastanede kaldıktan sonra taburcu edilirler. Tümörün büyüklüğü ve akciğer içerisindeki yerleşim yerine göre akciğerin belirli kısmı ve lenf bezleri çıkartılarak operasyon sonlandırılır.

Akciğer Kanserinde Tek Port VATS Yöntemi

Semih Halezeroğlu

Kapalı akciğer kanseri ameliyatları içerisinde hastaya zarar verme durumu çok az olan bu yöntem tüm dünyada yaygın olarak tercih edilmektedir. Bu yöntemin bilinen en önemli faydalarından bazıları şunlardır:

·Tek ve küçük bir kesiden uygulanır

·Ameliyat süresi kısadır

·Ameliyat sonrası ağrı az olur

·Vücutta ameliyat izi çok küçük olur

·Ameliyat sonrası normal yaşama dönme süresi kısadır

·Ameliyat tecrübeli cerrahlar tarafından uygulandığından komplikasyonlar düşüktür

·Ameliyat sonrası yoğun bakımda kalma ihtiyacı çok azdır

Aşağıdaki videoda akciğer kanseri ameliyatı olan hastamıza ait videoyu izleyebilirsiniz.

Kemoterapi

Kemoterapi vücutta hızlı çoğalan hücrelerin çoğalmasını engelleyen ilaç tedavisidir. Akciğer kanseri çoğalma hızı yüksek olduğu için bunlar üzerine etkilidir. Bununla birlikte vücudumuzda saçlı deri, mide, deri ve sinir gibi yapılarımız da hızlı çoğaldıkları için kemoterapi ilaçları bu tür dokulara da zarar verme potansiyeline sahiptir. Bu sebeple, yani normal doku ve organlarımızda oluşabilecek zararlar nedeniyle kemoterapiyi belirli bir sürenin üzerinde uygulamak mümkün değildir. Medikal onkoloji uzmanları tümörün cinsine göre verilecek ilaçlara karar verirler. Kemoterapi ilaçları hastaların damar yolu ile vücuda verilir. Kemoterapiden önce ayrıntılı muayene ve kan analizleri yapılıp hastada zararlı bir etkinin oluşmasının önüne geçilir.

İlaçlar 3 haftada bir uygulanır, ancak, doktor hastanın muayene ve laboratuvar bulgularına göre bu planlamada değişiklik yapabilir.

Kemoterapi uygulamasında kanserin cinsi de önem taşır. Küçük hücreli akciğer kanserleri küçük hücreli olmayan kanserlere göre çok daha hızlı

çoğaldığı için bu tür kanserlerde kemoterapi daha etkili olmaktadır. Oysa küçük hücreli olmayan akciğer kanserlerinde ise aşağıda özetlediğimiz akıllı ilaçlar ve immunoterapi daha etkilidir. 

Akıllı İlaçlar - Hedefe Yönelik Tedavi

Bu tedaviye halka arasında ‘akıllı’ denilmesinin sebebi ilaçların kemoterapide olduğundan farklı olarak vücuttaki tüm hızlı çoğalan hücrelere değil sadece kanserli hücre üzerinde etkili olmasıdır. Ancak, her akciğer kanserinde akıllı ilaçların kullanılmasının uygun bilmek gerekir. Hedefe yönelik bir tedavinin (akıllı ilaçların) etkili olabilmesi için kanser hücrelerinde bu ilaç tarafından yakalanacak özel bir yapının olması gerekir. İşte bu nedenle biyopsi ile alınmış olan kanser hücrelerinde genetik inceleme (EGFR, ALK, KRAS, ROS-1 ve diğerleri) yapılır ve eğer akıllı ilaca yanıt verecek reseptör mevcut ise ilaçlar kullanılmaya başlanır. 

Bu ilaçlar tablet şeklinde olup kemoterapi gibi damar yoluyla verilmez. Ne kadar süre kullanılacağı onkoloji uzmanı tarafından hastanın genel durumu ve kanserin evresine göre belirlenir.

İmmunoterapi

Son yıllarda akciğer kanserinin ilaç tedavisi alanında en önemli gelişmelerinden biri immunoterapi alanında ortaya çıkmıştır. Kanserin hücre cinsine ve yine kanser hücresindeki PD-1 veya PD-L1 denilen reseptörlerin varlığına göre immunoterapinin uygun olup olmadığına karar verilir. Bu tedavi de kemoterapi gibi damar yoluyla ve hastanede uygulanabilir. 

Işın tedavisi – Radyoterapi

Kanserin dışarıdan verilen özel bir ışın yolu ile tedavi edilmesi işlemidir. Farklı ve gelişmiş radyoterapi uygulamalarının ortaya çıkması ile hastanın sağlam akciğer dokusuna daha az zarar verilerek uygulama yapılması olanaklı hale gelmiştir. Klasik ışın tedavileri dışında günümüzde SBRT denilen Cyberknife gibi ışınlama yöntemleri oldukça başarılı sonuçlar vermeye başlamıştır. 

Akciğer Kanseri Evrelerine Göre Tedavi Yöntemleri

Akciğer kanserinde tedaviye kanserin bulunduğu evreye bakılarak karar verilir. Hangi evrede hangi tedavinin daha iyi yanıt verdiği yapılmış

olan sayısız bilimsel çalışma ile ortaya konulmuştur. Bu çalışmaların ışığında bilimsel tıp dernekleri evrelere göre tedavi önerilerini hazırlayıp düzenli olarak güncellemeler yaparak doktorlar için hazırladıkları tedavi rehberlerinde yayınlarlar. Aşağıda yer alan bilgiler ABD Ulusal Kapsayıcı Kanser Ağı (NCCN) 2023 yılı akciğer kanseri tedavi rehberi önerileri ışığında hazırlanmıştır. NCCN’in akciğer kanserli hastalar için hazırlanmış olan İngilizce

kaynağa ulaşmak için bu linki tıklayabilirsiniz. 

Aşağıda küçük hücreli olmayan akciğer kanserleri ile küçük hücreli akciğer kanseri tedavileri ayrı ayrı anlatılmıştır.

Küçük hücreli olmayan akciğer kanserleri her evreye göre ayrı şekilde anlatılmıştır.

Küçük hücreli akciğer kanserlerinde ise genel tedavi prensipleri özetlenmiştir.

Birinci Evre

Birinci evre akciğer kanseri kanserin 4cm’den daha küçük olduğu, lenf bezlerine veya başka organlara yayılma olduğu durumdur. Bu evredeki akciğer kanserinin tek tedavisi ameliyattır. Birinci evre akciğer kanseri tedavisi ameliyat ile kanserli lobun çıkartılmasıdır.

Öncelikle kapalı ameliyat yöntemi tercih edilmelidir. Ameliyattan sonra kemoterapi veya radyoterapi gerekmez. Ameliyat için uygun olmayan hastalarda SBRT denilen yöntemle ışın tedavisi (radyoterapi) uygulanabilir.

İkinci Evre

Kanser çapının 4cm’den büyük ancak 7cm’den küçük veya akciğer içerisindeki lenf bezlerinde kanser yayılması olması durumunda ikinci evre akciğer kanseri söz konusudur. 

ikinci evredeki akciğer kanseri tedavisi ameliyatla kanserli akciğer dokusunun çıkartılmasıdır. Ameliyat mümkün olan her durumda kapalı yöntemle gerçekleştirilir. 

Hastanın ameliyat için sağlık durumu uygun olmadığı ve lenf bezi yayılması olmayan durumlarda ışın tedavisi uygulanabilir.

Ameliyat sonrası hastalara 4 kür (adjuvan) kemoterapi verilmelidir. Kemoterapi yanında uygun test sonuçları mevcut ise akıllı ilaçlar veya immunoterapi de yardımcı tedavi olarak kullanılabilir. 

Üçüncü Evre

Üçüncü evre akciğer kanseri kanserin 7cm’den büyük olduğu veya kanserin kaburgalar, kalp zarı, diyafram veya yemek borusu (özefagus) üzerine doğru gelişme oluşturduğu veya akciğerin dışındaki lenf bezlerine yayılma olduğu durumlarda söz konusu olur.Üçüncü evre akciğer kanseri tedavisinde kemoterapi, akıllı ilaçlar, immunoterapi, kemo-radyoterapi ve ameliyat yöntemleri uygulanabilir. Üçüncü evrede bu yöntemlerin bazen sadece bir bazen de birkaçı birlikte kullanılabilir. 

Bazı durumlarda ışın ve ilaç tedavileri (kemo-radyoterapi) birlikte kullanılıp tümörde ve lenf bezlerinde küçülme olunca kanser ameliyatla çıkartılabilir.

Akciğer kanseri tedavisi en iyi nerede yapılır?

Dördüncü Evre

Dördüncü evre akciğer kanseri kanserin akciğer dışında başka organlara yayılma (sıçrama veya metastaz) yaptığı durumları tanımlar. Bu evrede uygulanacak olan tedavi kemoterapi ve bunun yanında eğer tümör hücrelerinde uygun genetik sonuçlar varsa akıllı ilaçlar ve immunoterapidir. Kanserin yayılma yapmış olduğu bölgelerde ortaya çıkan ağrı gibi durumlarda ışın tedavisi de kullanılır. Dördüncü evre akciğer kanserlerinde ameliyat medikal onkoloji uzmanı tarafından yapılan değerlendirme sonucunda hastanın tedavi şansını artırmak için sadece çok seçilmiş hastalarda uygulanabilir. 

Küçük Hücreli Akciğer Kanseri Tedavisi

Küçük hücreli akciğer kanserleri sıklıkla ileri evrelerde ortaya çıkarlar. Bu nedenle bu grup hastalarda ameliyat uygulanmaz. Sadece çok erken dönemde tespit edilen küçük hücreli akciğer kanserli hastalarda cerrahi tedavi yani ameliyat mümkündür.  Günümüzde küçük hücreli akciğer kanserlerinin ana tedavisi kemoterapi ile birlikte ışın tedavisi yani kemoradyoterapidir. Bununla birlikte olumlu tıbbi gelişmeler sonrası immunoterapi de bazı küçük hücreli akciğer kanserli hastalarda uygulanmaya başlanmıştır. 

Küçük hücreli akciğer kanserlerinde beyinde metastaz gelişme riski düşük değildir. Bu nedenle beyin MR çekilir ve metastaz bulunması durumunda GamaKnife veya benzeri yöntemle ışınlama yapılır. Bazı durumlarda beyindeki sıçrama için cerrahi tedavi de gerekli olabilir.

Küçük hücreli akciğer kanserleri hızlı çoğaldıkları için tedaviye de çok hızlı yanıt verirler. Birçok durumda akciğerdeki kanserin tam olarak yok olduğu görülebilir. Bunu sağladıktan sonra kanserin tekrar etmesininin önüne geçilmesi için medikal onkoloji uzmanları tarafından

yakın takip uygulanır.