
Akciğer Kanseri
Akciğerler, göğüs kafesinin içinde sağda ve solda olmak üzere iki adet bulunan, yaşamın devamlılığı için en kritik organlarımızdan biridir. Temel görevi, solunum yoluyla aldığımız oksijenin kana geçmesini sağlamak ve vücuttaki metabolik süreçler sonucu oluşan karbondioksiti nefes yoluyla dışarı atmaktır.
Akciğer Kanseri Nasıl Oluşur?
Sağlıklı bir vücutta hücreler belirli bir düzen ve kontrol mekanizması çerçevesinde çoğalır. Ancak bazı dış ve iç etkenler, akciğer hücrelerinin genetik yapısını bozarak kontrolsüz bir çoğalmaya neden olabilir.
- Hücresel Farklılaşma: Kansere dönüşen bu hücreler, normal akciğer dokusunun fonksiyonel özelliklerini kaybeder ve vücut için zararlı bir yapıya bürünür.
- Tümör Oluşumu: Bu anormal hücrelerin birikmesiyle "tümör" adı verilen kitleler oluşur.
- Metastaz Süreci: Akciğer dokusunda veya hava yollarında büyüyen bu kitleler, zamanla kan ve lenf damarları yoluyla vücudun diğer bölgelerine (beyin, kemik, karaciğer vb.) sıçrayabilir. Tıpta metastaz olarak adlandırılan bu durum, hastalığın evresinin ilerlediğini gösterir.
Küresel ve Bölgesel İstatistikler
Akciğer kanseri, dünya genelinde kansere bağlı ölümlerin en yaygın nedenlerinden biridir. Mevcut veriler hastalığın ciddiyetini şu şekilde ortaya koymaktadır:
Dünya Genelinde (2020)2.2 Milyon Yeni Vaka
Amerika Birleşik Devletleri Yaklaşık 190.000 Yeni Vaka
Türkiye40.000'in Üzerinde Yeni Vaka
Akciğer Kanseri Neden Olur? Risk Faktörleri
Bilimsel çalışmalar, akciğer kanserinin gelişiminde çevresel ve yaşam tarzına bağlı faktörlerin birincil rol oynadığını kanıtlamıştır.
1. Tütün ve Tütün Ürünleri
Günümüzde akciğer kanseri vakalarının en büyük ve en net sebebi sigara kullanımıdır. Sigara dumanı, doğrudan akciğer hücrelerinin DNA'sına zarar veren binlerce toksik madde içerir. Sadece aktif içiciler değil, uzun süre sigara dumanına maruz kalan pasif içiciler de yüksek risk grubundadır.
2. Endüstriyel ve Kimyasal Maddeler
Mesleki maruziyet veya çevresel faktörler kanser riskini ciddi oranda artırır. Özellikle aşağıdaki maddelerin solunması risk teşkil eder:
- Asbest: Yalıtım ve inşaat malzemelerinde kullanılan lifli mineral.
- Radon Gazı: Toprakta doğal olarak bulunan ve kapalı alanlarda birikebilen radyoaktif gaz.
- Metaller: Uranyum, arsenik, kadmiyum, krom ve nikel.
3. Çevresel Faktörler ve Hava Kirliliği
Gelişen sanayileşme ile birlikte yoğun hava kirliliği, egzoz dumanı ve kömür dumanı gibi faktörler, akciğer dokusunun kronik olarak tahriş olmasına ve kanser gelişimine zemin hazırlar.
4. Radyasyon Maruziyeti
Tıbbi amaçlı (radyoterapi gibi) veya çevresel kaynaklı yüksek dozda radyasyona maruz kalmak, hücrelerin genetik yapısını bozarak kanserleşmeyi tetikleyebilir.
Önemli Not: Erken teşhis, akciğer kanseri tedavisinde başarı şansını en çok artıran faktördür. Belirtilerin fark edilmesi ve risk grubundaki bireylerin düzenli tarama yaptırması hayati önem taşır.
Akciğer Kanseri Türleri
1. Küçük Hücreli Akciğer Kanseri (KHAK / SCLC)
Genellikle "yulaf hücreli" kanser olarak da adlandırılan bu tür, oldukça agresif bir karaktere sahiptir.
- Hızlı Yayılım: Diğer türlere göre çok daha hızlı bölünür. Tanı konulduğunda vakaların büyük bir kısmında kanser vücudun diğer bölgelerine (özellikle beyin, karaciğer ve kemiklere) yayılmış durumdadır.
- Evreleme: Diğer kanserlerdeki 1'den 4'e kadar olan evreleme yerine genellikle "Sınırlı Evre" (tek akciğerde) ve "Yaygın Evre" (vücuda dağılmış) olarak ikiye ayrılır.
- Tedavi: Cerrahi müdahale bu türde nadiren ilk seçenektir çünkü hastalık sistemik bir hal alma eğilimindedir. Temel tedavi yöntemi kemoterapi ve radyoterapidir. Bu hücreler kemoterapiye başlangıçta çok hızlı yanıt verirler ancak nüks (tekrarlama) riski yüksektir.
2. Küçük Hücreli Olmayan Akciğer Kanseri (KHDAK / NSCLC)
Tüm vakaların %85'ini oluşturan bu grup, kendi içinde davranış farkları gösteren alt türlere ayrılır:
Adenokarsinom
- Kimlerde Görülür? Sigara içenlerde en sık görülen tür olmasının yanı sıra, hiç sigara içmemiş kişilerde ve kadınlarda görülen en yaygın türdür.
- Konum: Genellikle akciğerin dış kısımlarında (periferik) yerleşir.
- Önemi: Bu türde genetik mutasyonlar (EGFR, ALK, ROS1 vb.) çok daha yaygındır. Bu da hastanın kemoterapi yerine, sadece kanserli hücreyi hedef alan "akıllı haplar" (hedefe yönelik tedaviler) kullanabilmesine olanak sağlar.
Skuamöz Hücreli (Epidermoid) Karsinom
- Konum: Akciğerin merkezinde, ana hava yollarının (bronşların) yakınında gelişir.
- Belirtiler: Merkeze yakın olduğu için öksürük ve kanlı balgam gibi belirtileri daha erken dönemde verebilir.
- İlişki: Sigara kullanımı ile çok güçlü bir bağı vardır.
Büyük Hücreli Karsinom
- Akciğerin herhangi bir yerinde oluşabilir ve genellikle hızlı büyüme eğilimindedir. Diğer türlere net olarak benzemeyen hücrelerden oluşur.
Akciğer Kanseri Belirtileri
Erken dönemde, yani kanserin yeni ortaya çıkmaya başladığı ve çok küçük olduğu durumlarda, hastalarda herhangi bir yakınma olmayabilir. Yine de erken evredeki akciğer kanserli hastaların bazılarında kanserle doğrudan ilgisi olmayan yaygın eklem (dizler, el bileğin, omuz ve dirsek gibi) ve kas ağrıları, halsizlik, iştah azalması ve bazen de inatçı öksürükler ortaya çıkabilmektedir.
Belirti ve yakınmalar akciğer kanserlerinin ilerlemesi ile artmaya başlar. Yukarıdaki yakınmalara ilave olarak öksürüklerde belirginleşme, öksürükle karışık kan gelmesi, ses kısıklığı, zayıflama, şiddetli sırt, göğüs veya baş ağrısı ve nefes darlığı gibi yakınmalar ortaya çıkmaya başlar.
Akciğer kanseri, genellikle erken evrelerde belirgin bir şikayete yol açmadığı için "sessiz ilerleyen" bir hastalık olarak bilinir. Ancak tümör büyüdükçe veya çevre dokulara yayıldıkça vücut bazı sinyaller vermeye başlar.
Kanıta dayalı tıbbi literatür ışığında, bu belirtileri üç ana grupta inceleyebiliriz:
1. Solunum Sistemi ile İlgili (Lokal) Belirtiler
Tümörün akciğer içindeki varlığı ve hava yollarını tahriş etmesi sonucu ortaya çıkar.
- İnatçı Öksürük: En sık görülen belirtidir. 2-3 haftadan uzun süren, giderek şiddetlenen veya karakter değiştiren (örneğin kuru öksürüğün balgamlı hale gelmesi) öksürüğe dikkat edilmelidir.
- Kanlı Balgam (Hemoptizi): Öksürükle birlikte ağızdan kan gelmesi veya balgamda kan çizgileri görülmesi, miktarı ne olursa olsun ciddiye alınmalıdır.
- Nefes Darlığı (Dispne): Tümörün ana hava yollarını tıkaması veya akciğer zarları arasında sıvı birikmesi sonucu oluşur.
- Göğüs Ağrısı: Öksürürken, gülerken veya derin nefes alırken şiddetlenen; batıcı, yaygın veya tek bir noktada odaklanmış ağrılar.
- Ses Kısıklığı: Tümörün, ses tellerine giden sinirlere (n. laryngeus recurrens) baskı yapması sonucu oluşur ve genellikle geçmez.
2. Genel ve Sistemik Belirtiler
Kanserin vücut metabolizmasını etkilemesi veya bağışıklık sisteminin verdiği tepkilerdir.
- İstenmeyen Kilo Kaybı: Diyet yapmadan, kısa sürede vücut ağırlığının %5 ve daha fazlasının kaybedilmesi.
- Halsizlik ve Kronik Yorgunluk: Dinlenmekle geçmeyen, günlük aktiviteleri kısıtlayan enerji kaybı.
- İştahsızlık: Yemek yeme isteğinde belirgin azalma.
- Tekrarlayan Enfeksiyonlar: İyileşmeyen veya sürekli tekrarlayan bronşit ve zatürre (pneumoni) atakları.
3. Yayılım (Metastaz) ve Özel Durum Belirtileri
Kanser hücreleri akciğer dışındaki organlara sıçradığında veya hormon benzeri maddeler salgıladığında (paraneoplastik sendromlar) görülür.
- Kemik Ağrıları: Özellikle sırt, kalça ve kaburgalarda gece artan şiddetli ağrılar.
- Nörolojik Değişiklikler: Baş ağrısı, denge bozukluğu, nöbet geçirme veya vücudun bir tarafında uyuşukluk (beyin metastazı belirtisi olabilir).
- Yüz ve Boyunda Şişlik: Tümörün üst ana toplardamara (vena cava superior) baskı yapması sonucu kanın kalbe dönüşünün engellenmesi.
- Pancoast Tümörü Belirtileri: Akciğerin en tepe kısmına yerleşen tümörler; omuz ağrısı, kolda güç kaybı ve göz kapağında düşüklüğe (Horner Sendromu) neden olabilir.
- Parmaklarda Çomaklaşma: El ve ayak parmak uçlarının şişerek genişlemesi ve tırnakların öne doğru kavislenmesi.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Özellikle sigara öyküsü olan bireylerde, yukarıdaki belirtilerden herhangi biri iki haftadan uzun sürüyorsa mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Erken evrede yakalanan akciğer kanserlerinde tedavi başarısının (survi) dramatik şekilde arttığı unutulmamalıdır.
Önemli Hatırlatma: Bu belirtilerin birçoğu enfeksiyon veya sigara kullanımına bağlı kronik bronşit gibi daha basit nedenlerden de kaynaklanabilir. Ancak ayırıcı tanı için radyolojik görüntüleme (akciğer grafisi veya düşük doz BT) şarttır.
Akciğer Kanseri Nasıl Teşhis Edilir?

Erken evredeki bir akciğer kanserini teşhis etmenin en güvenilir yolu Dünya Sağlık Teşkilatının da önerdiği şekilde 'akciğer kanseri gelişmesi açısından yüksek riskli olan kişilerin' düzenli olarak her yıl bir kez düşük doz, tarama amaçlı bilgisayarlı tomografi çektirmesidir.
Akciğer kanseri için risk grubu kişiler 50 – 80 yaş arasında olup halen 20 paket-yıl sigara tüketmekte olan ve sigarayı 15 yıldan daha kısa bir süre önce bırakmış olan, birinci derece akrabaları (anne, baba ve kardeş) içinde akciğer kanseri olan, KOAH veya pulmoner fibrozis hastalığı olan kişiler olarak tanımlanır.
Bu kişiler 81 yaşını geçtikten sonra da ya da sigarayı bırakmaları üzerinden 15 yıldan daha fazla süre geçmesi halinde akciğer kanseri taraması programından çıkartılırlar. Akciğer kanseri teşhisinde doktorun yaptığı fizik muayene son derece önemlidir. Fizik muayene sırasında hastanın dış görünümündeki bozulmalar, ses kısıklığı varlığı, solunum seslerindeki değişiklikler, vücudun farklı yerlerindeki şişlikler gibi durumlar tespit edilebilir.
En önemli radyolojik inceleme yöntemi bilgisayarlı tomografidir. Bilgisayarlı akciğer tomografisi milimetrik lezyonlar da dahil olmak üzere akciğerdeki her türlü hastalık durumunu net olarak ortaya koyar. Eğer kanser şüpheli bir durum varsa bunun büyüklüğü, etrafındaki kalp, nefes borusu, yemek borusu, kaburgalar gibi yapılarla ilişkisi ayrıntılı olarak görülebilir.
Düz akciğer grafisi erken evredeki bir akciğer kanserini teşhis etmekte yeterli değildir. Bu nedenle, alışılagelmiş yöntemlerle yapılan check-up programlarında çekilen düz akciğer grafisine güvenilerek akciğer kanseri olmadığını kesin olarak söyleyebilmek olanaksızdır.
Akciğer kanseri şüphesi olan durumlarda çekilen bilgisayarlı tomografinin tecrübeli bir radyoloji, göğüs hastalıkları veya göğüs cerrahisi uzmanı tarafından ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekir. Eğer bu görüntüleme yöntemi ile akciğer kanseri şüphesi olan bir durum tespit edilmiş ise doktorlar bir sonraki adım için planlama yaparlar. Eğer şüpheli bir durum yok ve hasta akciğer kanseri için yukarıda belirtilen risk grubu içerisinde ise bir yıl sonra yeni bir bilgisayarlı tomografi çekilmesini önerirler.
Akciğer bilgisayarlı tomografisinde akciğer kanseri açısından şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise yapılacaklar şu şekildedir:
1. PET-BT çekilmesi. Bu nükleer tıp tetkiki ile akciğerdeki şüpheli alanın veya lezyonun ne kadar aktif olduğu (çoğalma hızı) ve vücudun diğer bölümlerinde başkaca kanser olasılığı olan bir oluşumun olup olmadığı ortaya konulur.
2. Doğrudan operasyon ile şüpheli kitlenin çıkartılması: Akciğer kanseri için yüksek riskli bir lezyon görülmüş, PET-BT de akciğer kanseri olasılığını tespit etmiş ise doktorunuz doğrudan akciğerdeki bu lezyonun kapalı bir operasyonla çıkartılmasını önerebilir
3. İğne biyopsisi: Lezyonun kanser açısından şüpheli olduğu ancak gerek tümörün yayılma durumu gerekse hastanın genel sağlık durumu sebebiyle ameliyatın uygun olmadığı durumlarda şüpheli lezyondan iğne biyopsisi yapılması tercih edilir. İğne biyopsisi girişimsel radyoloji uzmanı tarafından bilgisayarlı tomografi cihazı eşliğinde yapılır. İğne ile alınan örnek patoloji uzmanı tarafından incelenerek alınan dokuda kanser hücresi olup olmadığı rapor edilir.
4. Bronkoskopi adı verilen endoskopi işleminde nefes yolları içerisi ağız veya burun yoluyla ışıklı bir kamera ile incelenir. Bir göğüs hastalıkları veya göğüs cerrahisi uzmanı tarafından genel anestezi altında uygulanan bu işlem sadece nefes borusu içerisinde veya yanında yer alan lezyonların teşhis edilmesi için uygundur.
Akciğerde yer alan her lezyon bronkoskopi ile teşhis edilemez. Yani, bronkoskopide sonucun ‘temiz’ bulunması bir akciğer kanseri varlığını tam olarak dışlamış olmaz.
5. MR: Bilgisayarlı tomografinin veya PET-BT’nin net olarak ayırt edemediği bazı durumlar için göğüs veya üst karın bölgesi MR’ı çekilmesi gerekli olabilir.
6. Mediastinoskopi diğer teşhis yöntemleri ile tanı konulması mümkün olmamış ise lenf bezlerinden biyopsi yapılması için veya kanserin evresini kesinleştirmek için uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Boyun bölgesinden yapılan 3 veya 4cm bir kesiden ışıklı bir cihaz ilerletilip lenf bezlerinden biyopsi alınarak patoloji incelemesi yapılır.
7. Cerrahi biyopsi: Hastanın akciğerinde yer alan lezyonun kesin teşhisi için yukarıda bahsedilen yöntemler yeterli olmamış ise tercihen VATS adı verilen kapalı cerrahi yöntem uygulanarak akciğerdeki lezyondan biyopsi alınır.
Akciğer Kanseri Evreleri
'Evre' akciğer kanserinin teşhis edildiği anda bulunduğu aşamayı ifade eder. Akciğer kanserinin hangi evrede olduğunu tam olarak tespit etmek doğru tedaviye karar verebilmek açısından son derece önemlidir.
Akciğer kanseri dört evreden oluşur ve bu evre şu dört özelliğe bakılarak tespit edilir:
1. Kanserin büyüklüğü. Örneğin, 4cm’den küçük tümörler birinci evre, 4-7cm arası ikinci evre ve 7cm’den büyük olanlar ise üçüncü evre akciğer kanseri olarak sınıflanırlar.
2. Lenf bezlerinde yayılma olup olmaması: Burada farklı lenf bezi gruplarında akciğer kanseri yayılmasının olup olmadığına bakılır. Buna göre birinci evre akciğer kanserlerinde hiçbir lenf bezinde yayılma bulunmaz iken lenf bezinde kanser yayılması tespit edilirse lenf bezinin yerine göre ikinci veya üçüncü evre olarak sınıflandırılırlar.
3. Kanserin akciğerin yanında yer alan doku ve organlara doğru yayılma durumu: Bu durum kanserin kan yolu ile yayılmasından farklı olarak, büyüyen tümörün etrafındaki kaburga, diyafram, damarlar, kalp, yemek borusu gibi yapılara doğru uzanması ile olur. Eğer bu durumlardan herhangi biri var ise kanser üçüncü evre olarak sınıflanır.
4. Kanserin kan yolu ile başka organlara yayılma (metastaz) durumu: Akciğer kanseri kemik, beyin, böbrek üstü bezi, karaciğer veya benzeri
organlara yayılması halinde yukarıdaki özellikler dikkate alınmaksızın dördüncü evre olarak tanımlanır.
Akciğer Kanseri Tedavisi

Akciğer kanseri tedavisine uluslararası tedavi rehberi önerileri dikkate alınarak içerisinde göğüs cerrahisi, göğüs hastalıkları, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji, radyoloji ve nükleer tıp uzmanlarının yer aldığı bir kurul ile karar verilir.
Bu kurul tarafından tedaviye karar verirken akciğer kanserinin cinsi, evresi ve hastanın genel sağlık durumu dikkate alınır. Bazı hastalarda sadece ameliyat uygulanıp diğer tedavi yöntemlerine gerek olmadığına karar verilir. Diğer hastalarda ise ameliyat, kemoterapi ,akıllı ilaçlar olarak bilinen hedefe yönelik tedavi ilaçları, immunoterapi veya ışın yani radyoterapi yöntemlerinin bir arada uygulanmasına karar verilebilir. Kurul hasta için en doğru yöntemi tespit eder ve tedaviye başlanır.
Akciğer Kanseri Ameliyatı
Akciğer kanseri tedavisinde cerrahi müdahale, özellikle hastalığın erken evrelerinde (Evre I ve II) ve lokal ileri evrenin (Evre III) seçilmiş vakalarında "küratif" (tam şifa sağlayıcı) amaçla uygulanan en etkili yöntemdir. Temel hedef, tümörlü dokuyu çevresindeki bir miktar sağlam doku ve bölgedeki lenf bezleriyle birlikte vücuttan tamamen uzaklaştırmaktır.
1. Ameliyat Öncesi Hazırlık ve Karar Mekanizması
Ameliyat kararı sadece evreye bakılarak verilmez. Hastanın genel sağlık durumu ve akciğer rezervi, bu "rota"nın çizilmesinde belirleyicidir:
- Solunum Fonksiyon Testleri (FEV1): Ameliyat sonrası kalan akciğer dokusunun hastaya yetip yetmeyeceği ölçülür.
- PET-CT ve EBUS: Kanserin mediastinal lenf bezlerine sıçrayıp sıçramadığı, cerrahi başarısı için önceden teyit edilir.
2. Cerrahi Teknikler: Açık, Kapalı ve Robotik
Günümüzde cerrahi yaklaşım, hastanın anatomik yapısına ve tümörün yerleşimine göre üç ana başlıkta toplanır:
YöntemUygulama ŞekliAvantaj / DezavantajAçık (Torakotomi)Kaburgalar arası 15-20 cm'lik kesi.Büyük tümörlerde ve damar tamiri gereken zor vakalarda en güvenli yoldur.VATS (Kapalı)1 veya 3 küçük delikten kamera yardımıyla.Daha az ağrı, hızlı iyileşme ve estetik avantaj sağlar.RATS (Robotik)Robotik kolların hassas kontrolüyle.Dar alanlarda (üst loblar gibi) çok yüksek manevra kabiliyeti sunar.
E-Tablolar'a aktar
3. Tek Port (Uniportal) VATS Teknolojisi
Metninizde belirttiğiniz Tek Port VATS, kapalı cerrahinin ulaştığı en ileri noktalardan biridir. Geleneksel kapalı yöntemde 3 ayrı delik açılırken, bu yöntemde tek bir 4-5 cm’lik kesiden hem kamera hem de cerrahi aletler yerleştirilir.
- Daha Az Travma: Sinir hasarı minimaldir, bu da ameliyat sonrası kronik ağrı riskini azaltır.
- Hızlı Taburcu: Hastalar genellikle 3. veya 4. günde, drenleri (göğüs tüpleri) çekilmiş olarak evlerine dönebilirler.
4. Akciğerin Ne Kadarı Çıkarılır?
Operasyonun genişliği, tümörün "limandaki konumu"na göre belirlenir:
- Lobektomi: Akciğerin bir lobunun (sağda 3, solda 2 lob bulunur) tamamen çıkarılmasıdır. Standart uygulamadır.
- Segmentektomi veya Wedge Rezeksiyon: Sadece tümörlü küçük bir segmentin çıkarılmasıdır. Akciğer kapasitesi düşük hastalarda tercih edilir.
- Lenf Nodu Diseksiyonu: Ameliyatın en kritik kısmıdır. Tümörle birlikte bölgedeki lenf istasyonlarının temizlenmesi, hastalığın tekrar etme riskini düşürür ve kesin evrelemeyi sağlar.
İyileşme Süreci Hakkında Bir Not
Ameliyat sonrası dönemde hastanın "erken mobilizasyonu" (ilk 24 saat içinde ayağa kalkması), akciğerlerin hızla ekspande olması ve komplikasyonların önlenmesi için hayatidir. Tıpkı bir teknenin düzenli bakımı gibi, ameliyat sonrası solunum egzersizleri (triflo) de iyileşme hızını belirleyen ana unsurdur.
Akciğer Kanserinde Tek Port VATS Yöntemi

Tek Port (Uniportal) VATS Yöntemi ve Avantajları
Kapalı akciğer kanseri ameliyatları (VATS) içerisinde, doku hasarını ve cerrahi travmayı en alt seviyeye indiren Tek Port VATS yöntemi, bugün dünya çapında ileri cerrahi merkezlerinde "altın standart" yaklaşımlardan biri olarak kabul edilmektedir. Geleneksel kapalı yöntemde açılan 3 ayrı delik yerine, tüm operasyonun tek bir noktadan yönetilmesi hem fizyolojik hem de estetik açıdan devrim niteliğindedir.
Bu yöntemin literatürde de kabul görmüş başlıca faydaları şunlardır:
- Minimal Giriş (Tek Kesi): Ameliyat, göğüs kafesinde sadece 3 ila 5 cm arasındaki tek bir küçük kesiden gerçekleştirilir. Bu, vücut bütünlüğünün korunması adına büyük bir avantajdır.
- İnterkostal Sinir Koruması ve Azalmış Ağrı: Çoklu delik açılan yöntemlerde birden fazla kaburga arası sinir etkilenirken, Tek Port yönteminde sadece tek bir sinir hattı üzerinde çalışılır. Bu durum, ameliyat sonrası en büyük korkulardan biri olan "kronik göğüs ağrısı" (post-torakotomi ağrısı) riskini ciddi oranda düşürür.
- Hızlı Mobilizasyon ve Taburcu Süreci: Ameliyat sonrası doku travması az olduğu için hastalar aynı gün içinde ayağa kalkabilir ve solunum egzersizlerine başlayabilirler. Ortalama hastane yatış süresi genellikle 3-4 gün ile sınırlıdır.
- Yoğun Bakım Gereksiniminde Azalma: Operasyonun vücutta yarattığı stres yükü düşük olduğundan, hastaların çoğu ameliyat sonrası doğrudan servisteki odalarına alınabilir; yoğun bakım ihtiyacı minimal düzeydedir.
- Estetik ve Psikolojik Konfor: Tek ve küçük bir kesi izi, hastanın iyileşme sürecinde görsel bir hatırlatıcı olarak moralini yükseltir ve normal yaşama adaptasyonunu hızlandırır.
- Düşük Komplikasyon Oranı: Deneyimli ellerde uygulandığında; kanama, enfeksiyon ve hava kaçağı gibi komplikasyon oranları, açık ameliyatlara göre anlamlı derecede daha düşüktür.
Cerrahın Tecrübesi Neden Önemli?
Tek Port VATS, cerrahi ekipmanların dar bir alanda, birbirine paralel şekilde kullanılmasını gerektirir. Bu durum, cerrah için yüksek bir teknik beceri ve "hacimsel algı" gerekliliği doğurur. Bu nedenle yöntem, bu alanda spesifik eğitim almış ve yüksek vaka tecrübesine sahip ekiplerce uygulandığında en iyi sonuçları verir.
Aşağıdaki videoda akciğer kanseri ameliyatı olan hastamıza ait videoyu izleyebilirsiniz.
Kemoterapi
Kemoterapi vücutta hızlı çoğalan hücrelerin çoğalmasını engelleyen ilaç tedavisidir. Akciğer kanseri çoğalma hızı yüksek olduğu için bunlar üzerine etkilidir. Bununla birlikte vücudumuzda saçlı deri, mide, deri ve sinir gibi yapılarımız da hızlı çoğaldıkları için kemoterapi ilaçları bu tür dokulara da zarar verme potansiyeline sahiptir. Bu sebeple, yani normal doku ve organlarımızda oluşabilecek zararlar nedeniyle kemoterapiyi belirli bir sürenin üzerinde uygulamak mümkün değildir. Medikal onkoloji uzmanları tümörün cinsine göre verilecek ilaçlara karar verirler. Kemoterapi ilaçları hastaların damar yolu ile vücuda verilir. Kemoterapiden önce ayrıntılı muayene ve kan analizleri yapılıp hastada zararlı bir etkinin oluşmasının önüne geçilir.
İlaçlar 3 haftada bir uygulanır, ancak, doktor hastanın muayene ve laboratuvar bulgularına göre bu planlamada değişiklik yapabilir.
Kemoterapi uygulamasında kanserin cinsi de önem taşır. Küçük hücreli akciğer kanserleri küçük hücreli olmayan kanserlere göre çok daha hızlı
çoğaldığı için bu tür kanserlerde kemoterapi daha etkili olmaktadır. Oysa küçük hücreli olmayan akciğer kanserlerinde ise aşağıda özetlediğimiz akıllı ilaçlar ve immunoterapi daha etkilidir.
Akıllı İlaçlar - Hedefe Yönelik Tedavi
Bu tedaviye halka arasında ‘akıllı’ denilmesinin sebebi ilaçların kemoterapide olduğundan farklı olarak vücuttaki tüm hızlı çoğalan hücrelere değil sadece kanserli hücre üzerinde etkili olmasıdır. Ancak, her akciğer kanserinde akıllı ilaçların kullanılmasının uygun bilmek gerekir. Hedefe yönelik bir tedavinin (akıllı ilaçların) etkili olabilmesi için kanser hücrelerinde bu ilaç tarafından yakalanacak özel bir yapının olması gerekir. İşte bu nedenle biyopsi ile alınmış olan kanser hücrelerinde genetik inceleme (EGFR, ALK, KRAS, ROS-1 ve diğerleri) yapılır ve eğer akıllı ilaca yanıt verecek reseptör mevcut ise ilaçlar kullanılmaya başlanır.
Bu ilaçlar tablet şeklinde olup kemoterapi gibi damar yoluyla verilmez. Ne kadar süre kullanılacağı onkoloji uzmanı tarafından hastanın genel durumu ve kanserin evresine göre belirlenir.
İmmunoterapi
Son yıllarda akciğer kanserinin ilaç tedavisi alanında en önemli gelişmelerinden biri immunoterapi alanında ortaya çıkmıştır. Kanserin hücre cinsine ve yine kanser hücresindeki PD-1 veya PD-L1 denilen reseptörlerin varlığına göre immunoterapinin uygun olup olmadığına karar verilir. Bu tedavi de kemoterapi gibi damar yoluyla ve hastanede uygulanabilir.
Işın tedavisi – Radyoterapi
Kanserin dışarıdan verilen özel bir ışın yolu ile tedavi edilmesi işlemidir. Farklı ve gelişmiş radyoterapi uygulamalarının ortaya çıkması ile hastanın sağlam akciğer dokusuna daha az zarar verilerek uygulama yapılması olanaklı hale gelmiştir. Klasik ışın tedavileri dışında günümüzde SBRT denilen Cyberknife gibi ışınlama yöntemleri oldukça başarılı sonuçlar vermeye başlamıştır.
Akciğer Kanseri Evrelerine Göre Tedavi Yöntemleri
Akciğer kanserinde tedaviye kanserin bulunduğu evreye bakılarak karar verilir. Hangi evrede hangi tedavinin daha iyi yanıt verdiği yapılmış
olan sayısız bilimsel çalışma ile ortaya konulmuştur. Bu çalışmaların ışığında bilimsel tıp dernekleri evrelere göre tedavi önerilerini hazırlayıp düzenli olarak güncellemeler yaparak doktorlar için hazırladıkları tedavi rehberlerinde yayınlarlar. Aşağıda yer alan bilgiler ABD Ulusal Kapsayıcı Kanser Ağı (NCCN) 2023 yılı akciğer kanseri tedavi rehberi önerileri ışığında hazırlanmıştır. NCCN’in akciğer kanserli hastalar için hazırlanmış olan İngilizce
kaynağa ulaşmak için bu linki tıklayabilirsiniz.
Aşağıda küçük hücreli olmayan akciğer kanserleri ile küçük hücreli akciğer kanseri tedavileri ayrı ayrı anlatılmıştır.
Küçük hücreli olmayan akciğer kanserleri her evreye göre ayrı şekilde anlatılmıştır.
Küçük hücreli akciğer kanserlerinde ise genel tedavi prensipleri özetlenmiştir.
Birinci Evre
Birinci evre akciğer kanseri kanserin 4cm’den daha küçük olduğu, lenf bezlerine veya başka organlara yayılma olduğu durumdur. Bu evredeki akciğer kanserinin tek tedavisi ameliyattır. Birinci evre akciğer kanseri tedavisi ameliyat ile kanserli lobun çıkartılmasıdır.
Öncelikle kapalı ameliyat yöntemi tercih edilmelidir. Ameliyattan sonra kemoterapi veya radyoterapi gerekmez. Ameliyat için uygun olmayan hastalarda SBRT denilen yöntemle ışın tedavisi (radyoterapi) uygulanabilir.
İkinci Evre
Kanser çapının 4cm’den büyük ancak 7cm’den küçük veya akciğer içerisindeki lenf bezlerinde kanser yayılması olması durumunda ikinci evre akciğer kanseri söz konusudur.
ikinci evredeki akciğer kanseri tedavisi ameliyatla kanserli akciğer dokusunun çıkartılmasıdır. Ameliyat mümkün olan her durumda kapalı yöntemle gerçekleştirilir.
Hastanın ameliyat için sağlık durumu uygun olmadığı ve lenf bezi yayılması olmayan durumlarda ışın tedavisi uygulanabilir.
Ameliyat sonrası hastalara 4 kür (adjuvan) kemoterapi verilmelidir. Kemoterapi yanında uygun test sonuçları mevcut ise akıllı ilaçlar veya immunoterapi de yardımcı tedavi olarak kullanılabilir.
Üçüncü Evre
Üçüncü evre akciğer kanseri kanserin 7cm’den büyük olduğu veya kanserin kaburgalar, kalp zarı, diyafram veya yemek borusu (özefagus) üzerine doğru gelişme oluşturduğu veya akciğerin dışındaki lenf bezlerine yayılma olduğu durumlarda söz konusu olur.Üçüncü evre akciğer kanseri tedavisinde kemoterapi, akıllı ilaçlar, immunoterapi, kemo-radyoterapi ve ameliyat yöntemleri uygulanabilir. Üçüncü evrede bu yöntemlerin bazen sadece bir bazen de birkaçı birlikte kullanılabilir.
Bazı durumlarda ışın ve ilaç tedavileri (kemo-radyoterapi) birlikte kullanılıp tümörde ve lenf bezlerinde küçülme olunca kanser ameliyatla çıkartılabilir.
Dördüncü Evre
Dördüncü evre akciğer kanseri kanserin akciğer dışında başka organlara yayılma (sıçrama veya metastaz) yaptığı durumları tanımlar. Bu evrede uygulanacak olan tedavi kemoterapi ve bunun yanında eğer tümör hücrelerinde uygun genetik sonuçlar varsa akıllı ilaçlar ve immunoterapidir. Kanserin yayılma yapmış olduğu bölgelerde ortaya çıkan ağrı gibi durumlarda ışın tedavisi de kullanılır. Dördüncü evre akciğer kanserlerinde ameliyat medikal onkoloji uzmanı tarafından yapılan değerlendirme sonucunda hastanın tedavi şansını artırmak için sadece çok seçilmiş hastalarda uygulanabilir.
Küçük Hücreli Akciğer Kanseri Tedavisi
Küçük hücreli akciğer kanserleri sıklıkla ileri evrelerde ortaya çıkarlar. Bu nedenle bu grup hastalarda ameliyat uygulanmaz. Sadece çok erken dönemde tespit edilen küçük hücreli akciğer kanserli hastalarda cerrahi tedavi yani ameliyat mümkündür. Günümüzde küçük hücreli akciğer kanserlerinin ana tedavisi kemoterapi ile birlikte ışın tedavisi yani kemoradyoterapidir. Bununla birlikte olumlu tıbbi gelişmeler sonrası immunoterapi de bazı küçük hücreli akciğer kanserli hastalarda uygulanmaya başlanmıştır.
Küçük hücreli akciğer kanserlerinde beyinde metastaz gelişme riski düşük değildir. Bu nedenle beyin MR çekilir ve metastaz bulunması durumunda GamaKnife veya benzeri yöntemle ışınlama yapılır. Bazı durumlarda beyindeki sıçrama için cerrahi tedavi de gerekli olabilir.
Küçük hücreli akciğer kanserleri hızlı çoğaldıkları için tedaviye de çok hızlı yanıt verirler. Birçok durumda akciğerdeki kanserin tam olarak yok olduğu görülebilir. Bunu sağladıktan sonra kanserin tekrar etmesininin önüne geçilmesi için medikal onkoloji uzmanları tarafından
yakın takip uygulanır.


